|
|
.::. By Hunter Msn Spaces'a Hoşgeldiniz .::.
Giriş için tıklayın...I TeknolojiKurdu Admini TeknolojiKurdu yapmıstır..!! TeknolojiKurdu fOrum SPaces Bölümünde Sorabilirsiniz..!!



Spacesimde YapıLan DegişikLikLer
(13.06.2006)
-
Spacesime Bugün İtibariyle ;
-
Hava Durumu
-
Günlük Burclar
-
Uptade Spaces
-
Borsa
-
Günlük Haberler
-
V.s
-
EkLenmiştir..!!Bütün BunLar Sizin için YapıLmıstır Ki Spacesim Güncel OLdugunda bi kere gelip gitmektense her gelişinizde Yeni Birşeyle KarsıLasmanız Benim Ve Sizin Acınızdan Daha zevk Verici olmasıdır..!!
-
Bütün Bu Yeniliklerin Cogu Spacesimin en aşagısındadır
-
SaygıLarımla
-
  
|
|
|
|
İNGİLİZ KRALINA VERİLEN ZİYAFET
İngiliz kralı 7. Edward, İstanbul'a Atatürk'ü ziyarete geldiği zaman Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti vermişti. Ziyafetten önce: "Bana İngiltere sarayında verilen ziyafetlerin nasıl olduğunu bilen birini ya da bir aşçı bulunuz!" dedi. Sonunda bu sofra düzenini bilen bir kişiden öğrenerek sofrayI o biçimde düzene koydular. Kral, akşam sofraya oturunca kendini kral sarayında sanarak memnun oldu. Atatürk'e dönerek "Sizi kutlar ve size teşekkür ederim. Kendimi İngiltere'de sandım." diyerek memnuniyetini bildirdi. Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmekteydi. Bunlardan biri heyecanlanarak elindeki büyük bir tabakla birdenbire yere yuvarlandı. Yemekler de halılara dağıldı. Türk konuklar utançlarından kıpkırmızı kesildi. Ancak Atatürk Kral'ın kulağına eğilerek "Bu ulusa her şeyi öğrettim, ancak uşaklığı öğretemedim!" dedi. |
BY HUNTER TURKEY'S SPECIAL WEBSITE
Msn işaretini tıkla ve beni kişi listene ekle.!!

|
|
|
|
Msn işaretini tıkla ve beni kişi listene ekle.!!
|
GITTIN...
bu kadar aci duymazdim. Acim yas olup akmaliydi gözlerimden. AGLAYAMADIM...
Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa... Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece seninle paylasmakti. ANLATAMADIM...
Gittin... Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden. Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine, biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün cesaretin kaybolurdu. TUTAMADIM...
Gittin... Bir yikim gibiydi gidisin. Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.
Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti. Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim. KALKAMADIM...
Gittin... Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum. Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin.
Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim. DEVAM EDEMEDIM...
Gittin... Bir sey söyledin mi giderken?.. "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?... "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?.. Beynim öylesine ugulduyordu ki. DUYAMADIM...
Gittin... Nereye gittigin önemli degildi. Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu. Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim. KURTULAMADIM...
Gittin... Unutulanlarin arasina katilmaliydin. Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim. Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim. YAPAMADIM...
Gittin... Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla bogusan bir denizciyim simdi. BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI, BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE, BIL KI; SENI ASLA UNUTMAYACAGIM
Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana. Duymuyorsun ! Gitme diyorum sana,gitme ! Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda. Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz... Sesim kisiliyor Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin, Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin. Beni,yüregimdeki sevgiyi, Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun! Ama ne olur bunu unutma. Gidisin dinderemez bu firtinayi. Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana; GITME....
|
|
| |


Bu ne biçim su,
bu nasıl şehir Şişede İstanbul,
masada İstanbul Yürüsek yürüyor,
dursak duruyor,
şaşırdık Bir yanda o,
bir yanda ben,
ortada İstanbul.
İnsan bir kere sevmeye görsün,
anladım Nereye gidersen git,
orada İstanbul.



DOST DEDİĞİN
-
Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
-
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...
-
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
-
Dost dediğin; fanatik olmalı;
-
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
-
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
-
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
-
Ama hepsinden daha çok;
-
Dost matematiksel olmali;
-
Sevinci çarpmalı...
-
Üzüntüyü bölmeli...
-
Geçmişi çıkarmalı...
-
Yarını toplamalıi...
-
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
-
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
-
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...
-
Mevlana


 
Sevgiliye...
Merhaba gülen gözlü arkadaşım, dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi.
Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca. Ne yapalım arkadaşım, herkes senin gibi olamaz . Duyabiliyorum " Hayır olmalı" dediğini.
Haklısın arkadaşım, aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini, bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı bir tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları vereceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlarda senin gibi olmak isterlerdi...
Ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve hiç bir beklentisi olmayan bir çocuk gibi. Hayır arkadaşım, sevgi, sadece sevgiliye duyulmaz . Sevgi evrensellikdir..
Hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu. Onun yeri kalplerdedir.
Bir annenin kalbindedir, onun yeri çocuğuna verebilmek için. Onun yeri bahçıvanın ellerindedir, sevgi tohumları saçabilmek için. Evet... Sevgi heryerdedir.. Yeter ki sen onu bulmak iste.
Sevgiyi bulmak kolay... Zor olan onu elinde tutabilmekte. Unutma arkadaşım, sevgiyi duyabilmlekle de iş bitmiyor... Sevgiyi göstermek de gerekir.
Hayat kısa arkadaşım bugün olan yarın yok. Sevgiyi göstermek beklemeye gelmez, yarın çok geç olabilir. Elindekini kaybetmeden kıymetini bilmelisin. Biliyorum arkadaşım, bana hak veriyorsun. Şimdi koş sevdiğinin yanına.. Önce, ona gülen gözlerle sımsıcak bir gülümse ve "Seni seviyorum" deyiver içinden gelen en sıcak sesinle. Hayır bunlar komik şeyler değil arkadaşım..
Seni seviyorum anne, baba, kardeşim, arkadaşım vs. demek komik değil. Bu senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil sadece biraz cesaret arkadaşım. Bu, yalnızca yüreğinin buz kapladığını, taşlaştığını zanneden insanlara biraz zor gelecektir ama onlar da senin gösterdiğin cesareti gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde ve ağlamayı öğrenebildiklerinde inan herşey onlar için ve bütün insanlar için daha güzel olacak.
Evet arkadaşım, gülmek varken surat asmak niye, güldürmek varken ağlatmak niye, güzel sözler söylemek varken kalpleri kırmak niye?
Hayat çok kısa arkadaşım.. Ve bu dünyadaki hiçbirşey kırılan kalplere değmez .
Şimdilik hoşçakal arkadaşım yine gel. Yanına senin gibi gülen gözlü, yüreği sevgi dolu insanları alıp yine gel olur mu? Beni fazla bekletme... Çünkü yarın burada olamayabilirim !!

ERAY REİSİ Yazı buraya..
|
|
GERÇEK BİR OLAY...
Bir kız ve bir delikanlı bir motosikletin üzerinde 180km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor:
Kız: Lütfen yavaşla, ben korkuyorum!
Erkek: Hayır bak ne kadar eğlenceli!...
Kız: Lütfen, lütfen çok korkuyorum!!!
Erkek: Peki, beni sevdiğini söyle
Kız: SENİ ÇOK SEVİYORUM, lütfen yavaşla!
Erkek: Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız, delikanlıya sıkıca sarılır.
Erkek: Şapkamı alıp kendine takarmısın, başımı çok sıktı
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı:
"Motosiklet kazası.. Motosiklet fren arızası nedeniyle bir binaya çarptı. Üzerindeki iki kişiden biri kurtuldu.."
Gerçek ise şöyleydi..
Yolun yarısında delikanlı frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti. Bunun yerine kızdan kendisi sevdiğini söylemesini ve son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte gerçek aşkın anlamı buydu!... |
|
|
    
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
Dünya büyülü yalan, Bana Allah'ım gerek.
Sen Leylâ'ya sevdalan,
Bana Allah'ım gerek!..
    


Allah, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli, el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikü'l-Mülk, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi', el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.

AFFET ALLAHIM
       
İZİNDEN GİTMEKTEN ŞEREF DUYDUĞUMUZ PEYGAMBERİMİZE BÜYÜK HAKARETLER EDEN KARİKATÜRLERİ YAYINLAYAN VE TEPKİLERE RAĞMEN GEREKENİ YAPMAYAN VE ÖZÜR DİLEMEYEN DANİMARKA'YI KINIYOR VE ÜRÜNLERİNE KARŞI BAŞLAYAN PROTESTO EYLEMİNİ DESTEKLİYORUZ!!


TARİH


02 mart dan beri gelen .Kişisin
Merhaba sayfamda tam olarak  dakika  saniye misafirim oldunuz .....
Msn işaretini tıkla ve beni kişi listene ekle.!!


Bende Adayımmm..!!
Tıkla bana mail yolla 
Oy bölümü :
KARDEŞ SPACES'ler
Spaces Kardeşliği Başlamıştır Arkadaşlar Logomu eklemek İçin Aşağıdaki Kodu Blogunuzun İçindeki Html bölümüne Yapıştırarak Kardeş Spaces olabilirsiniz...

İşte Hunter'In logosu

Logomun
İŞTE HTML KODU
Msn işaretini tıkla ve beni kişi listene ekle.!!

Sizde Spaces Kardeşim Olmak istiyorsanız Öncelikle bizim logomuzu sayfanıza ekleynin ve ardından commentslere logonuzu bırakırsanız Spaces Kardeşim olabilirisiniz..

VALİZ
Genç iş adamı, uçağa binmek üzere havaalanına gelir ve bilet kontrolü yapılan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder. Görevliye biletini verirken ekler: -"Biletimden göreceğiniz gibi New York’a gidiyorum. Ancak, verdiğim yeşil valizin Londra’ya, mavi olanın da Paris’e gitmesini istiyorum." Görevli kız şaşkınlıkla cevap verir: "Özür dilerim, ancak bunu yapmamız mümkün değil efendim." Bunun üzerine genç adam gülümser: -"Bunu duyduğuma çok sevindim. Geçen sene yapmıştınız da!"

PADİŞAH VE VEZİR
Padişah ile vezir tartışmaya başlamış. Padişah vezire, "En büyük ve en güçlü olan benim. Sen benim emrimdesin!" demiş. Vezir, "Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun" diye itiraz etmiş. Tartışma uzayınca Padişahla vezir, bir çobanın yanına gitmişler ve konuya hemen girmemek için çobana sormuşlar: -"Senin koyunun mu büyük, ineğin mi?" Çoban şaşırmış şaşırmasına da, soranlar da Padişahla vezir. -"İneğim" demiş. -"Keçin mi büyük, okuzün mü?" Çoban "okuzüm tabii" deyince, asıl soruyu yöneltmişler çobana: -"Söyle bakalım, Padişahın mı büyük, vezirin mi?" Çoban hiç düşünmeden yanıt vermiş: "VAllahi ben bu hayvanları tanımıyorum!"

PAPAZ
Papaz, ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek; - "Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle."der. Ancak adamdan ses çıkmaz. Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar ama hastanın sessizliği sürer. Sonunda papaz kızgın bir ifadeyle; - "Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun, bre gafil?" diye sorunca adam halsizce cevap verir; - "Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında konuşmak istemiyorum".

MUSTAFA ABİ
Aydin’in köylerinden birinde köylüler her zamanki gibi oturmus TV seyrediyolarmis. O sirada TV’de Ecevit çikmis. Mustafa abi onu görünce az ekmegimi yemedi zamaninda simdi bi hal hatir sordugu yok demis. Köylüler atma Mustafa abi demisler. Mustafa abi de inanmiyosaniz gidelim size göstereyim demis. köylüler atlamislar bi otobüse tutmuslar ankara’nin yolunu. TBMM’nin önünde beklerlerken Ecevit çikmis disari Mustafa abiyi görünce hemen gelmis yanina elini öpmeye kalkismis. nasilsin abicim kusura bakma isler yogun sana gelemiyoruz demis. köylüler sasirip kalmislar. sonra bi gün yine kahvede TV seyrederlerken o zamanki cumhurbaskani demirel çikmis TV’ye Mustafa abi yine ayni seyleri söylemis. köylüler ecevit belki akrabasidir bunu da taniyacak degil herhalde diye yine tutmuslar Ankara’nin yolunu. yine demirel mustafa abi’yi görünce elini öpmeye kalkmis. köylüler mustafa abiye büyük saygi duymaya baslamislar. derken bi gün TV’ye dönemin ABD baskani clinton çikmis. herkes susmus Mustafa abiye bakmis. mustafa abi yine elimde büyüdü diye baslamis konusmaya. köylüler yuh artik o kadarda olamaz demisler. toplanip borç harç ABD’ye gitmisler. beyaz sarayin önüne geldiklerinde korumalar sadece mustafa abinin içeri girmesine izin vermisler. o da köylülere siz asagida bekleyin biz size balkondan el sallariz demis. 10-15 dakika sonra balkonda iki kisi belirmis. köylüler suratlari tam seçemiyolarmis. o sirada oradan geçmekte olan michael jordan’a senin boyun uzun su balkonda el sallayan kim bi bakiver demisler. jordan bi süre bakmis sonra valla el sallayani bilmiyorum ama yanindaki bizim mustafa abi demis.

TÜNEL
Misir hükümeti kizil denizin altina tüp geçit yapmak için ihale açar. ihaleye ingiltereden, amerikadan, japonyadan ve türkiyedende temelin firmasi olmak üzere birer firma katilir. firmalari teker teker mülakata çagirirlar ve teknik bilgi isterler.
ingiliz firmasi: - biz iki taraftanda eszamanli olarak tüneli kazmaya baslariz ve denizin altinda tam ortada bulusuruz. tüneller arasinda maksimum 1 metre bir Metre fark olur. 30 metrelik enindeki tüneldede 1 metreyi rahatlikla düzeltiriz derler.
amerikan firmasi: -bizde ikitaraftan kazmaya baslariz ve tam ortada bulusuruz maksimum 50cm farkolur derler.
japon firmasi: - biz iki taraftan kazmaya baslariz ve tam ortada bulusuruz. Maksimum 20cm farkolur derler.
sira bizim temele gelir. temel: -valla bizde iki taraftan kazmaya baslariz. ortada bulustuk bulustuk bulusamadik iki tüneliniz olur der.  

BABA BU NE
Bir gün bir çocuk ve babası taksi ile bir yere gitmektedirler. Çocuk tabi meraklı her önune geleni babasına sorar. Çocuk caddenin köşesinde bir kadın görür ve babasına sorar : - Baba bu ne ? baba bu ne ? Babası cevap verir : - Oğlum , o iş kadınıdır, iş yapar.. . Tam bu sırada taksici arkaya döner ve der ki : - Oğlum baban sana yalan söylüyor, o bir orospudur, para verip onu düzersin. Baba hiç bir şey demez ve bizimkiler yola devam ederler. İki cadde sonra çocuk köşede bir adam görür ve babasına sorar : - Baba bu ne ? baba bu ne ? Babası cevap verir : - Oğlum o iş adamıdır, iş yapar. Taksici yine arkasını döner ve der ki : - Oğlum baban sana yine yalan söylüyor, o pezevenktir, o orospu satar. Baba yine sabreder ve susar ve yola devam ederler. İki dakika sonra bizim oğlan köşede ilginç bir ev görür ve sorar: - Baba baba bu ne ? Babası oğluna cevap verir : - Oğlum orası iş hanı, orada ablalar, amcalar iş yapar, çalışırlar. Taksici buna da atlar ve der ki : - Oğlum baban sana yalan söylüyor, orası kerhane, orada o orospuları düzersin. Bizim baba yine "Yaaa sabır" der ve yola devam ederler. Oğlan 10 dakika geçtikten sonra yolun kenarında misket oynayan iki üç tane çocuk görür ve babasına sorar : - Baba bu ne? baba bu ne ? Sonunda bizim baba oğluna cevap verir: - Oğlum onlar orospu çocuğu, büyüyünce taksi şöförü olacaklar...

POSTACI
Bir gün bir baba oğlunu dua ederken duyar. "Allah’ım sen annemi, babamı, ablamı, ninemi ve beni koru" diye. Adam çocuğun dedesini unuttuğunu düşünür ama çocuğa bunu söylemez. Ertesi gün dedeyi araba ezer ve dede ölür. Bir kaç gün sonra baba yine duyar "Allah’ım sen annemi, babamı, ablamı ve beni koru" diye. Bu sefer nineyi unutur ve ertesi gün nine merdivenlerden düşer boynu kırılarak ölür. Bir kaç gün sonra çocuk yine dua eder "Alla hım sen annemi, ablamı ve beni koru" diye. Baba kendisinin unutulduğunu fark eder ve ertesi gün başına bir şey gelmemesi için her adımını çok dikkatli atar. Aksam eve gelince karısına sorar "Hanım bugün ben işteyken neler oldu?" diye. Karısı "Bizde bir şey olmadı ama postacı öldü!"

ORGANİZASYON
Adamın biri arkadaşı ile yolda giderken elindeki çakısı ile parmağını keser.Biraz ötede saglik ocagi vardir. adam: Ben şurada pansuman yaptırayım, der.İçeri girince karşına iki kapı çıkar Birinde: HASTALAR Ötekinde:YARALILAR yazar Yaralılar kapısından girer.Yine önünde iki kapı. Birinde: ET Ötekinde: KEMİK yazar Et kapısından girer. Yine iki kapı. Birinde: ÖNEMLİ Ötekinde ÖNEMSİZ yazıları olan Önemsiz kapısından girince kendini sokakta bulur. Arkadaşı sorar : -Nasıl iyi baktılar mı? -Hayır ama organizasyon dehşet....

MAHKUM
Üç mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste gecirecekleri gunler icin yanlarında tek bir eşya getirmelerine izin verilmistir. Otobuste, biri digerine doner ve sorar: Eeee sen ne getirdin ?Diger mahkum bir boya kutusu cikarir ve bununla herşeyi boyayabilecegini soyler. İkinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir, Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim. Ucuncu mahkuma merakla sorarlar:Sen ne getirdin ?Adı Temel olan üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek : Bu orkidleri getirdim. der. Diger iki mahkumun kafasi karışır.Merakla sorarlar : Bunlarla ne yapabilirsin ki ? Temel sırıtır ve elindeki kutuyu göstererek, Kutuda yazdığına göre, bunlarla ata binebilir, yüzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmişim.

ABD BAŞKANI
Teksaslı üç cerrah golf oynarken yaptıkları başarılı operasyonlardan bahsediyorlarmış Birincisi başlamış: - Teksas'taki en iyi cerrah benim. Hastam olan piyanisti bir kazada yedi parmağını kaybetmişti, ben ameliyatla yeniden diktim, sekiz ay sonra İngiltere kraliçesine özel konser verdi. Diğeri atlamış: - O da birşey mi? Genç bir adam kazada her iki bacağını ve kolunu kaybetmişti, ben yeniden monte ettim, iki yil sonra olimpiyatlarda atletizmde altın madalya kazandı. Üçüncüsü başlamış: - Beyler, sizler daha amatörsünüz. Birkaç yıl önce kokain ve alkol ile kafayı çekmiş bir kovboy atını,saatte 120 km hızla giden trenin üzerine sürmüştü. Kazadan,çalışmam için arta kalanlar sadece atın götü ve kovboyun şapkası idi. - Eeeee Hocam...Peki şimdi ne oldu ? - Şimdi kendisi ABD başkanı.

ATEŞ BÖCEKLERİ
Temel ile Dursun iki katli bina yaparlar. Birinci katı tamamladıktan Sonra evleri olmadiği için orada kalmaya karar verirler. Yaz mevsimi olduğundan yattıkları yere sivri sinekler dolar. Bunlar da sineklerin kendilerini sokmaması için yorgani başlarina kapatırlar. Günlerden bir gün yine yatma zamanı gelince odaya ateş böcekleri girer. Bunlar herzamanki gibi başları yorganın içine gömülü şekilde yatarlarken Temel bir ara başını dışarı çıkarıp ateş böceklerini görünce tekrar aceleyle yorganın içine gömülür. Dursun'u dürter ve ona: Ula, ula Dursun kalk! Sivrisinekler ellerinde fenerle bizi ariler!..



KOMİK VİDEOLAR İÇİN BURAYA TIKLA
Alıntıdır Desperado Levo abime Saygılarımla..!!
|
|
|
Her Hakkı Açıktır.© 2006
|
|
|

tıkla basa dön

Msn işaretini tıkla ve beni kişi listene ekle.!!

  
Forumumuz !!
Bu alana Reklam Verebilirsiniz Hemde Ücretsiz..!! Hunter farkıyla hitiniz artsın ..!!
|
|
|
|